|
Bu bağlamda “uyum“ kavramını ele alırsak; uyum,
bireyin kendi benliği ve sahip olduğu
özellikler/yeterlilikler ile çevresi arasında
dengeli bir ilişki kurabilme ve sürdürebilme
sürecidir. Okula yeni başlayan bir öğrenci de aynı
şekilde sınıf arkadaşları, öğretmeni ve yeni yaşam
şekline uyum sağlama süreciyle karşı karşıya
kalacaktır. Ancak her öğrencinin bu süreci farklı
bir şekilde tamamlaması beklenen bir durumdur. Bunun
temel nedeni ise her bireyin biricik oluşu, farklı
özellikleri ve farklı düzeydeki hazır oluşu kendinde
barındırmasıdır. Yani okula yeni başlayan kimi
öğrenci zorluk yaşamadan sınıfa ve değişen çevresine
alışırken kimi öğrenci ailesinden ayrılmak
istemeyebilmekte, fiziksel ve psikolojik sorunlar
ortaya çıkabilmektedir.
Çocukların
bu süreci faklı yaşamalarında “duruma hazır oluş”
kadar önemli bir diğer faktör de sosyal gelişim
aşamalarında faklı yerlerde bulunmalarıdır.
Sosyal gelişim, tıpkı fiziksel gelişimde olduğu gibi
her çocuk için kendi hızında ilerler.
Yukarıda da belirtildiği gibi aslında uyum sürecini
başlatan durum bir değişikliğin meydana gelmesidir.
O halde okula yeni başlayacak olan bir öğrencinin
hayatındaki değişiklikleri bilmek ve onun için bu
değişikliklerin ne anlama geldiğini öğrenmek
öğrencinin okula uyum sürecinde yaşayacağı
zorlukları aşmasında bizlere oldukça yardımcı
olacaktır. Ayrıca bu değişikliklere uyum
sağlayabilmeleri için onlardan beklenen
sorumlulukların neler olduğunu sade ve akıcı bir
dille kısaca açıklamak ve ihtiyaç duyduklarında
destek olunacağını hissettirmek gereklidir. Bu
değişikliklerden bazıları;
- Uykudan uyanma saatleri,
- Evde geçirilen süre,
- Anne baba ile geçirilen süre,
- Oyun malzemeleri ve oyuncaklar
- Oyun saatleri ve serbest zaman süresi
- Otorite değişikliği (anne babanın yerini
öğretmene bırakması)
- İlgi (merkezde yalnızca kendisi varken
arkadaşlarının ortaya çıkması)
Çocuklar
ilk kez gelecekleri okul ortamı ile ilgili
kaygılar yaşayabilirler. Biz yetişkinlerin
bile yeni bir ortama girdiğimizde kaygı
yaşadığımızı göz önünde bulundurursak okula yeni
başlayan bir öğrencinin kaygılanmasını ve zorluk
çekmesini daha kolay anlayabiliriz. Genellikle,
anne-baba olmadan tanımadıkları bir mekanda
kalıyor olma, okul içinde kaybolmaktan korkma,
herhangi bir ihtiyaç durumunda kime
başvuracağını bilememe, kendini çaresiz hissetme
vb kaygılar sıklıkla görülmektedir. Buna bağlı
olarak ağlama, anne babadan ayrılmayı reddetme,
grup etkinliklerine katılmak istememe, fiziksel
rahatsızlıklardan yakınma, iştah kaybı ya da
gereğinden çok yeme, az uyuma, gece korkuları,
zaman zaman alt ıslatma gibi davranışlar ortaya
çıkabilir. Tüm bu ve benzeri davranışların
altında yatan düşünceler aşağıda özetlenmiştir.
- Neden annem/babamdan ayrılıyorum?
- Bütün bu çocuklar da kim?
- Öğretmenim beni burada koruyabilecek mi?
- Annem/babam gidip de geri gelmezse ne
olacak? Evin yolunu da bilmiyorum.
- Burada yalnız ne yapacağım?
- Ağlarsam belki benimle kalırlar.
İlkokula yeni başlayan bir öğrencinin
aklından geçen bu düşünceleri anne ve
babasına ya da öğretmenine ifade edebilmesi
yaşı gereği oldukça zordur. Bu yüzden
çocuğunuzun süreç içerisindeki
davranışlarını dikkatli bir biçimde
incelemeli ve ihtiyaç duyduğu konuları fark
edip ona desteğinizi hissettirmelisiniz.
Ayrıca her öğrencinin bu süreci kendine özgü
bir şekilde atlattığını aklımızda tutmamızda
fayda olacaktır. Ayrılma deneyiminde
zorluklar yaşamak çocuk gelişiminin sağlıklı
bir parçası olarak görülebilir. Bu deneyimin
ebeveyn ve öğretmen tarafından destekleyici
bir biçimde atlatılması sonraki yıllarda
öğrencinin okula bakış açısını olumlu yönde
oldukça etkileyecektir.
Çocuğunuzun okula başlaması yalnızca onun
için değil sizin için de bir ayrılma
deneyimi olmaktadır. Çoğunlukla okula
başlamanın sadece çocuk için zorlu bir süreç
olduğu düşünülür. Oysa çocuğu aileden ayrı
düşünebilmek mümkün değil. Dolayısıyla çocuk
için bir uyum dönemi değil, aynı zamanda
anne-baba için de bir uyum dönemidir. Bu
yüzden siz de tıpkı çocuğunuz gibi çeşitli
kaygılara sahip olabilirsiniz.
- Acaba çocuğum okula tam olarak hazır
mı?
- Anne-baba olarak yeterli ve hazır
mıyız?
- Onun için burası en doğru yer mi?
- Çocuğum arkadaş edinebilecek mi?
- Öğretmeni ile anlaşabilecek ve
birbirlerinden hoşlanacaklar mı?
Anne-babanın aklında bu sorular
varken, farkında olmadan çocuklarına
okul konusunda tutarlı olmayan sinyaller
gönderebilirler. Çocukları ile okul
konusunda konuşurken gayet olumlu sözler
sarf eden anne-baba sözel olmayan
yollarla (ses tonu, mimikler, aşırı
tensel temas, sarılıp bırakamama, elini
çok sıkı tutma vb) okulla ilgili kendi
kaygılarını çocuğa aktabilirler. Bu
durumun doğal sonucu olarak da çocuğun
okula adaptasyon sürecinde sadece kendi
endişelerinin değil anne-babasının
endişelerini de yenmesi gerekir. Bu
bağlamda anne-baba olarak önce kendi
endişelerinizle baş etmeye çalışmanız,
çocuğunuzun okula başlaması konusunda
istekli ve kararlı olmanız, onu bu
şeklide yönlendirmeniz “sağlıklı uyum
süreci” için gereklidir.
Bu
Dönemi Kendiniz ve Çocuğunuz için Nasıl
Kolaylaştırabilirsiniz?
- Okula uyum sürecinde dikkat
edilmesi gereken en önemli
noktalardan biri her öğrencinin bu
süreci farklı şekilde
tamamlayacağının bilinmesidir.
Çocuğunuzun ayrılma deneyiminde
zorlanması halinde onun hazır
oluşunu yükseltmek için
desteklediğinizi hissetmesi
gereklidir.
- Bu geçiş döneminde çocuğunuzun
en çok ihtiyaç duyduğu şey güvendir.
Onda gördüğünüz olumlu yönleri
desteklemeniz, olumlu
davranışlarının pekişmesine ve pek
çok alanda kendine güven duymasına
yardımcı olacaktır. Bu dönemi
kolaylaştırmak için onu takdir
etmeniz ve yapamadıklarından ziyade
başarabildiklerini vurgulamanız ona
sunabileceğiniz en büyük destek
olacaktır.
- Duygusal davranmamaya gayret
etmeli, kabul edilebilir davranışlar
için kesin limitler
koyabilmelisiniz. Çocuklar istenilen
ve hoş görülebilir davranışların
neler olduğunu bilirlerse
kendilerini daha güvende
hissederler. Eğer çocuk
anne-babasını dinlemiyorsa bu
doğrudan uygulanan farklı disiplin
stratejilerine ve çocuğu etkileyen
anne-baba arasındaki
tutarsızlıkların, çatışmaların
varlığına bağlı olabilir.
- Okuldan gelen çocuğunuzu “Bugün
derste başarılı mıydın?” sorusu
yerine “Hoş geldin, günün nasıl
geçti?” cümlesiyle karşılamanız onun
için çok daha rahatlatıcı olacaktır.
İlgi alanınız akademik başarısından
ziyade bir bütün olarak çocuğunuzun
kendisi olmalıdır.
- Çocuklarınıza verdiğiniz sözleri
mutlaka yerine getirmelisiniz. Bu
davranış onların size karşı güven
duymalarını sağlayacak, tutarlı
davranış geliştirmelerine yardımcı
olacaktır. Kendini güvende hisseden
çocuk uyum sürecini daha sağlıklı
atlatacaktır.
- Bu yaş grubundaki çocuklar zaman
kavramını döngüsel faaliyetlerle
daha iyi algıladıklarından; onun
anlayabileceği kavramlar kullanarak
(kahvaltıdan sonra, öğle yemeğinden
önce vb) ne zaman geri geleceğinizi
belirtmelisiniz ve çocuğunuzla
belirlediğiniz bu saate sadık
kalmalısınız.
- Çocuğunuzdan ayrılırken onun
yorgun, aç ve uykusuz olmamasına
özen göstermek sizin için ayrılmayı
kolaylaştıracaktır.
- Okul tarafından yapılan
yönlendirmelere uygun davranmak
sürecin rahat atlatılmasını
sağlayacaktır.
- Kendi okula başlama sürecinizi,
deneyimlerinizi çocuklarınızla
paylaşarak birlikte rahatlatıcı
çözümler aramanız, onun duygularını
anladığınız ve önemsediğiniz
mesajını verecektir.
- Okulda yaşadığı; onu mutlu eden,
heyecanlandıran olayları paylaşmaya
özen gösterip onu üzen ve
kaygılandıran yaşantıları da sizinle
paylaşması için
yüreklendirebilirsiniz. Ancak Bazı
çocuklar ev ve okul yaşantılarını
birbirine aktarmak istemezler.
Okulda neler olduğunu, neler
yaptığını merak ediyorsanız ama
sorularınıza cevap alamıyorsanız
ısrarla sormaktan vazgeçmelisiniz.
Onunla farklı ortamlarda sohbet ve
çeşitli oyunların içinde mutlaka
merak ettiğiniz konularla ilgili
şeyleri size kendi isteği ile
anlatacaktır.
- Çocuğunuza öğrenmesi konusunda
baskı yerine destekle yardımcı
olmalısınız. Bu amaçla okula
başlayan çocuğunuzun halen oyun
çocuğu olduğunu akıldan
çıkartmamalı, “oyun” ve “çalışma”
için ayrı zaman ayırarak programlı
yaşama onu özendirmelisiniz.
- Akşamları kitap okuyarak
çocuğunuzu okumaya özendirebilir,
hafta sonlarınızı ise ailecek
yapılabilecek açık alanda yürüyüş,
balık tutma, sinema, tiyatro vb
etkinliklerle
değerlendirebilirsiniz.
- Özgüveninin pekişmesi için
çocuğunuzu ders dışında kendisini
kanıtlayabileceği etkinliklere
yöneltmelisiniz. Bu yöneltmede temel
ölçü; çocuğun ilgi ve yetenekleri
olmalıdır.
- Evde çocuğunuzun yapmasını
istemediğiniz şeyler için okul ve
öğretmene şikayet etme gibi
kavramlar ceza olarak
gösterilmemelidir.
- Çocuğunuzun “Ben büyüdüm, okula
gidebilecek beceriye sahibim. Bir
sürü arkadaşım olacak, öğretmenim
beni annem ve babam gibi koruyacak.
Evim yerinde duruyor, evime dönünce
her şey yerinde olacak. Asla okulda
unutulmam. Öğretmenin istediği
ödevleri yapabilirim, yanlış yapsam
da bana kızmayacağını biliyorum.
Okulda tuvaletin yerini ve sınıfımı
biliyorum, kaybolmam çünkü okulda
birçok yetişkine soru sorup yerimi
bulabilirim. Büyük çocuklar bana
zarar vermez, okula kötü niyetli
kişiler giremez. Öğretmenim ve ben
annem ve babamın telefonunu
biliyoruz, ihtiyaç duyarsam haber
alırlar ve gelirler.” Şeklinde
düşünmesi onun uyum sürecinde güven
duymasını sağlayacak ve zorlanmasını
azaltacaktır. Bunun için sizlerin de
bu şekilde düşünmeniz ve ona bunu
gerek sözleriniz gerekse
davranışlarınızla aktarmanız oldukça
önemlidir.
Bunların dışında bu konuyla ilgili
sorularınız için okulumuzun
Rehberlik Birimi’nden her zaman
destek alabilirsiniz.
Hep birlikte sevgi dolu ve verimli
bir eğitim-öğretim yılı geçirmeyi
diliyoruz. Sevgiyle kalın…
AREL İLKÖĞRETİM
OKULU
REHBERLİK BİRİMİ
|